“tamamlanma”ya yönelik bekleyiş, insanı eksilttikçe eksiltiyor.
ama eksiklik 0′dan farklı bir şey. “loneliness” ve “solitude” arasındaki fark gibi. “nüans” farkı. oysa “it looms.” yavru fil ve yavru insan. ikisi de yavru. e koy bakalım fil yavrusunu bebeğin üzerine? o biçim bir “nüans” farkı. neyse..
var “olmuş olmak” durumuna 1, ve yok “olmuş olmak” durumuna 0 demiş olayım daha somutlaştırmak, biraz kişileştirme yapmak -ay pardon, 0 ve 1 benim dünyamda belli kişiliklere tekabül ediyordu, affedin- için.
“olmuş olmak” zordur. “olmuş olan” belki farkına bile varmaz. neden? “tamamlanma”ya yönelik bekleyişi vardır diye. “olmuş olmak” zaten bozuk para attığınızda onun dik düşmesi ihtimaline benzetilebilse de aslında bunun gerçekleşmesi daha bile güçtür. ve bunu takdir etme “hakkı” sizden çok başkalarına verilmiştir.
0 “olmuş olmak” herkesin harcı değildir. yoğun, koyu (renk koyuluğu değil, “dense” manasında) bir yoklukta boğulmak işten bile değildir! insan ona “öğretilen”in etkisiyle, 0′a yaklaştığını hissettiği an daha da çabalar 1′e varmak için ve bunu o daimi “tamamlanma” isteği nedeniyle başaramaz/başarsa da kendini hala dipsiz kuyunun dibinde hisseder, asla başardığını fark edemez. ama tüm bunlar olup biterken de şu ihtimali göz önünde bulundur(a)maz: dipsiz kuyunun dibi gökyüzünün 7 kat üstü de olabilir ve gökyüzünün 7 kat üstündekiler de dipsiz kuyunun dibini gökyüzünün 7 kat üstü sanarak orayı hayaller belki. ve bu neden böyle olur? o daimi tamamlanmamışlık duygusu, o bitmek tükenmek bilmeyen “nerede benim diğer kanadım?” kompleksi. yani çoğu insan 0′ı lanetli bulur bu yönüyle. işte bu yüzden. 0 “olmuş olmak” zordur. 0 olmuş olan, harbiden “olmuş”tur artık.
1 için de aynı şeyler geçerli çünkü 0 ve 1 aynı tahterevallinin iki oturağı. aslını isterseniz ben o ortaki sıkıcı denge noktası -yani 0,5- olmak istemezdim. ben şimdilik ona fulcrum diyeceğim. iki eli çılgınca daireler çizen hangi insanın bedeni hareket etmek istemez? “0, sen 2 cm yukarıdasın, 1 hadi sıra sende.” fulcrum olmak şuna benzer bence, gofreti iki eşit parçaya bölmeye çalışırken mükemmel eşitliğe ulaşamadığını düşünüp tekrar tekrar eşitliğe ulaşmayı denerken gofreti unufak etmek.. yazık olur sonuçta. hem, belki de o parçalar eşitti!
1 ve 0 aslında eşit yani. ama olsun. benim kalbimde, benim dünyamda, benim algımda 0 daha üstün. niye mi? sayarken onu söylemezsin belki ama herkes 0′ın 1′den önce geldiğini bilir. içten içe. susar ama, söylemez. yani aslında 0, 1′i hazırlayan İLK basamaktır. bu özelliğine rağmen vakur kalmayı başarmıştır. 1′e biçilen, içinin kof olduğunu derinden derine bildiği halde pasif-agresif ve sessiz serzenişleri eşliğinde izlediği, o “değer”e rağmen susar, dilinin ucuna gelenleri yutar, yoluna devam eder. işte bu yüzden 0 benim gönlümde, benim dünyamda daha değerli. 0′lık banknotlar yapardım elimde olsa. 0 hediye ederdim sevdiğim insanlara. ayın 0. gününü kutlardım ama işte vakur olduğu kadar da kendi halinde, saklamış kendini.
deli diyebilirsiniz ama, ben “olsam” 0 olurdum.
Posted in Uncategorized
Recent Comments