Sonsuz Zaman Döngüleri
“Ya onlara benzersem?”
“Farklılık lütuf değil, sınanma!”
Takdir: “Bu başkalık hayat pahasına korunmalı!”
Yerden metrelerce yükseğe gerilmiş ipte yürümeye çabalarken aşağıdaki seyircilerden biri olmayı dilemek insancıllığa meyletmekten ötesi değil aslında. “Tek tarafa haddinden fazla yalpalarsam kendimi yerde bulacağım!” Oysa onların gördüğü tek şey birbiri ardına atılmış estetik adımlar.
İşte bu yüzden tebessümle kucaklayabiliyorum bu ikiliği..
*
Geri plan bilgisi: Panjurlar açık, kar yağıyor. Gökyüzü “Crimsonblack”e olabildiğine yakın bir renkte boyanmış. Bunu dinliyorum. Loop’ta. Önümde okunması gereken, sayfalarca dikkat gerektiren sorumluluk var. Sıkıldım, erteliyorum. Aklıma bir iki kelime düşüyor, cümlelere dönüşüyor, yazmak istiyorum.
-yazı bitti-
“Şarkının sözlerine bir bakayım.”
“But what I have
What I have is
On an ordinary day
The extraordinary way”
Sırasıyla:
Şaşırıyorum, çünkü anlatmaya çalıştığım şey tam da bu.
Şaşırmama bir anlam veremiyorum çünkü evrenin işleyişini biraz olsun anladığımı sanıyordum.
Fark ediyorum ki, algıda seçicilikle koca şarkının bana uyduğunu düşündüğüm kısmını kırpmışım. Evet, şaşırmama gerek yokmuş. Ama sebebi farklıymış. (“Belki de aynıdır?”)
En sonunda şu düşüncede karar kılıyorum: “Belki sözleri yazan, benim kırptığım kısımdan yazmaya başlayıp sonra tüm yazıya yedirmiştir bu alıntıyı. Olamaz mı? Olabilir bence.



